Yaşlanma ve Bakım İhtiyacı

Yazar: Dr. Öğr. Üyesi Özden GÜDÜK

Yaşlanma ve Bakım İhtiyacı

Yaşlanma ve Bakım İhtiyacı

Yakın zamanda, Aydın’ın Kuşadası ilçesinde yer alan “Anaia” antik kentinde yapılan arkeolojik kazı çalışmalarında çok sayıda mezar bulunmuş ve o dönemin yaşam şartları hakkında bilgi vermesi açısından insan kalıntıları incelenmiştir. İncelemeler sonucunda 13. yüzyılda yaşadıkları tahmin edilen bu antik kent halkının ortalama yaşam süresinin 40 ila 50 yıl arasında değiştiği bulunmuştur.

Bugün ülkemizde yaşayan bireyler için hesaplanan ortalama yaşam süresi 78,6 yıldır. Yani bizler, yaklaşık bin yıl fark ile aynı coğrafyada yaşadığımız bu insanlardan 30-40 yıl daha fazla yaşamaktayız.

Bu karşılaştırma ister istemez insanın aklına şu soruyu getirmektedir; Anaia halkı ve onlar gibi diğer antik kentlerde yaşamış olan, yüzyıllar önceki atalarımızdan daha uzun yaşamamızı sağlayan şey nedir?

Bu sorunun cevabını tek bir sebebe bağlamak yetersiz olacaktır. Geçmiş dönemlerde iyi beslenememe, kötü hijyen şartları, sağlık imkanlarından faydalanamama ve tedavi yöntemlerinin günümüzdeki gibi gelişmiş olmaması en önde gelen sebeplerdir.

Yine geçmiş zamana dönüp baktığımızda; döneminin en üstün imkanlarına sahip pek çok Osmanlı İmparatorluğu padişahının, bugün yönetebildiğimiz diyabet (şeker), romatizmal hastalıklar, tüberküloz (verem) gibi hastalıklar nedeniyle hayatını kaybettiği belirtilmektedir. Tarihi kaynaklara göre; diyabet ve diğer kronik hastalıklara bağlı sağlık sorunları nedeniyle Fatih Sultan Mehmet’in 49 yaşında, Yavuz Sultan Selim’in ise 50 yaşında vefat ettiği ifade edilir.

Tıp biliminde ilerlemeler ve teknolojinin gelişimi ile günümüzde pek çok kronik hastalığın erken yaşta ölümlere neden olması önlenebilmektedir. Bireylerin sahip oldukları kronik hastalıklar tam anlamıyla tedavi edilemese bile, hızlı tanı koymaya yardımcı olan cihazlar, ilaçlar, aşılar ve etkin tedavi teknikleri ile hastalıklar kontrol altına alınabilmekte ve bireylerin yaşam süresi uzatılmaktadır.

Ancak yaşam süresinin uzaması, bireyin kendisini ve toplumu etkileyen bazı olumsuzlukları beraberinde getirmektedir. Ülkeler nüfusları bakımından belirli aralıklarla yaş dilimlerine ayrıldığında, genç ve yaşlı nüfusun dengesinin son yıllarda yaşlılar yönünde yükseldiği görülmektedir. Özellikle gelişmiş ülkelerde doğum oranlarının tehlike çanları çalacak şekilde düşüş göstermesinin etkisiyle ülkelerin nüfusu içinde yaşlı bireylerin payı hızla artmaktadır.

Yaşlanma, insan vücudunda bir takım fizyolojik, psikolojik ve bilişsel değişimlere neden olmaktadır. Diyabet (şeker hastalığı), hipertansiyon, kalp ve damar hastalıkları, kronik akciğer hastalıkları, kronik böbrek hastalığı ve kanserler gibi pek çok hastalık yaşlılık döneminde sıklıkla görülmektedir. Yine yaşlanma ile birlikte bireyin kemik ve kas yoğunluğunun azalması; görme, işitme ve denge kaybı yaşaması; unutkanlık ve hatta Alzheimer, demans gibi hastalıklar nedeniyle bu dönemdeki bireylere özel bakım gerekebilmektedir. Kaygı, depresyon ve anksiyete yaşlılık döneminde sıkça rastlanan duygu durum bozukluklarıdır.

Çoğu yaşlı birey, kronik hastalıklara sahip olsa bile tek başına yaşamını sürdürebilmektedir. Ülkemizde 1 milyon 478 bin 346 yaşlı bireyin tek başına yaşamaktadır. Bununla beraber, yaşın ilerlemesi, hastalıkların komplikasyonlarında artış ve/veya yeni hastalıkların ortaya çıkması gibi nedenlerden dolayı yaşlı bireyin sağlık ve sosyal yönden desteklemesi gerekebilmektedir. Hatta kimi zaman bireyin bir başkasının bakımına tam bağımlı olduğu durumlar söz konusu olabilmektedir.

Böyle durumlarda yaşlı bireyin yaşam kalitesini ve konforunu etkileyen en önemli unsurlardan biri bakım veren kişinin yetkinliğidir. Sağlık ve sosyal yönden desteğe ihtiyaç duyulduğunda, yaşlı ya da kronik hastalıklara sahip bireylere bakım verme konusunda eğitim almış, yetkinliği ve deneyimi olan profesyonel kişilerin tercih edilmesinin bakım kalitesini artırdığı bilinmektedir. Hastalıkların belirtilerinin izlenmesi, komplikasyonların önlenmesi, etkili ilaç yönetimi, yeterli ve dengeli beslenmenin sürdürülmesi belirli bir eğitim ve deneyimi gerektirmektedir. Nasıl ki çocuklar yetişkinlerin küçük modelleri değilse, yaşlıların da yetişkinler ile aynı olduğunu kabul etmek yanlış olacaktır. Yaşlı bireylerin var olan farklı ihtiyaçlarını ve beklentilerini göz ardı ederek sürdürülen bakım, başarılı sonuçlara ulaşmada etkili olmamaktadır. Bakım süreci sadece hastalıkların yönetimi olarak görülmemeli, birey ile iletişim ve manevi destek gibi insani değerleri de kapsamalıdır.

Unutulmamalıdır ki; yaşı kaç olursa olsun her birey saygı ve sevgiyi hak eder…

Dr. Öğr. Üyesi Özden GÜDÜK
Yüksek İhtisas Üniversitesi

Kaynaklar:

TRT Haber. Aydın’da 13. Yüzyıla Ait Mezarlar Bulundu. https://www.trthaber.com/haber/kultur-sanat/aydinda-13-yuzyila-ait-mezarlar-bulundu-578714.html

TÜİK, Hayat Tabloları 2017-2019, https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Hayat-Tablolari-2017-2019-33711

Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci, Osmanlı Padişahlarının Vefat Sebepleri, https://www.ekrembugraekinci.com/article/?ID=454&osmanli-padi%C5%9Fahlarinin-vefat-sebepleri

WHO, World Health Statistics 2019, https://www.who.int/data/gho/publications/world-health-statistics

OECD, Health at a Glance 2019, https://www.oecd.org/health/health-systems/health-at-a-glance-19991312.htm

TÜİK, İstatistiklerle Yaşlılar, 2020, https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Elderly-Statistics-2020-37227